Seni severken yağmurun sildiği mavilik kalır içimde..
Kim buluşur bilmiyorum yağmurdan yağmura
Suların kaçıncı dönüşüdür bu,
Benim dönüşüm ol madi olmayacak
Seni severken yağmurdan inen su çizgileri,
Benden sana inen düşünce çizgileri
Bilmiyorum yarı aydınlığı yağmurun o ilk günlerden mi gelmekte?
Çiçekli gökyüzü nerdemi?
Yağmurda değil boşuna aramasınlar
Çiçekli gökyüzü bende.
Seni severken yağmurla başlar
İşte sürüp gider sevenlerin ayrılığı.
Yağmurda bir bekleme vardır gökyüzüne sığmayan,
Bir bekleme vardır seninle içime sığmayan.
Karanlığı getirsede biliyorum
Dahada büyütücek bu yağmur tek çiçeğimin içini
Seni severken yağmur yağdımı severim seni daha çok..
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Konu: Şiirler seni Gizli bir KENT e davet ediyor. Gelmiyormusun...
Satırlarına gizlenir bazen suskunluk en içli mektupların; oysa makamı bilinmeyen bir şarkıdır ayrılık...
Kan bağışlanmışsa iade kabul etmez muhakkak ki yalnızlık...
Şahane bir kuruntu oluyoruz hayatın aklında
Bize dair hararetli sohbetler kuruluyor masalara
Biraz alkol yanına
Koyu bir günahız biz nasılsa
Cenabet bir peygamberin ilk müritleriyiz
Çift kişilikli bir polis müfettişini oynuyorum ben halka açık mezbahalarda
Sen ruhun gizini yüzüğünde taşıyan deliliğe yakın bir adam oluyorsun
Alkışlamıyor kimse şarkılarımızı
Boşuna prova yapıyoruz köhne yataklarda
Neden bu kadar korktuk birbirimizden diye soruyorum ardından
Ben korkmadım diye üç adım öne çıkıyorsun
Sadece bir his taşıdığım diyerek noktalıyorsun sesleri
Oysa şahane bir kuruntu oluyoruz hayatın aklında
Terennüm ediliyor gözlerimiz alsancak garında
Trenli bir serzeniş dolanıyor dilimize
Cenabet bir peygamberin inançsız müritleriyiz
On ikiden sonra açık tekel bayilerine en anlamsız fotoğrafımızı asıyorlar
Cehennemlik bir sardunya kokusuyuz biz nasılsa
Kelile ve dimne çevirisine katıyoruz renksiz bağırışmalarımızı
Bir tek şiirle ömür geçer sanıyoruz
En çok buna gülüyor tenha kalabalıklar
Biz bi halt anlamıyoruz!
Bize dair hararetli sohbetler kuruluyor içkili masalara
Nasılsa garabet bir suskunluk var boynumuzda
Çift kişilikli bir polis müfettişini oynuyorum ben
Ezberimi şaşırıyorum karşında
Ruhun gizini yüzüğünde taşıyan bir adam oluyorsun aniden
Muntazam bir tufan yaklaşıyor koynuna...
Dünyevî hazlardan duvar kağıdı çiziyorum ben bu sırada
Şahane bir kuruntu oluyoruz hayatın aklında
Geceye kol kola vuruluyoruz...
Koyu bir günahız biz; nasılsa..
http://www.qizlikent.com/index.php
Bağlantı »